21 Nisan 2009 Salı

Anne Bu Çalan Ne?

(20.04.2009/Turk.Net)

Her yerde müzik.
Sadece müzik!
Müzik müzik müzik..

Hayatımıza fon oluşturan bütün ezgiler kafamızda çınlıyor çoğu zaman. Yağmurlu ya da güneşli, karamsar ya da mutlu farketmez. Havamız, havanız nasıl olursa olsun, her şarkının, her bir notanın ayrı değeri var, değil mi ama?

Şu aralar "Nil Kıyısında" ile "Aşk'ın Halleri"ni düşürmüyorum kulağımdan. Nil Karaibrahimgil de,
Zuhal Olcay da yılın kuşkusuz en dikkat çekici albümlerine imza atmışlar. Müziğe gerçekten
aşık her 2 kadın da, her albümde beni bir kez daha hayran bırakıyor kendilerine.



Bir arkadaşım Yasemin Mori'nin albümünü hediye etti, "beğenirsin sen, çok güzel" diye ekleyerek.
Çok kişiden "2008'in en iyisi" diye duymuştum bu arşivime katmayı hep ertelediğim "Hayvanlar" adlı albümü. En iyisi mi bilemiyorum, ama gerçekten
takdirlik, özgün bir çalışma olmuş. Sesi çok etkileyici bir kere. Başka bir zaman bilahare değineceğim bu kıza.

Hande Yener şu sıralar yeni albümü Hayrola ile müzik-magazin basınını epey bir meşgul ediyor.
Albümle aynı adlı parçayı çıkış parçası olarak seçmesine -ne yalan söyleyeyim- pek anlam veremedim.
Nasıl Delirdim ve Hipnoz'dan sonra biraz daha farklı birşeyler bekliyordum, bekliyorduk sanki.
Kariyerinin bence şimdiye kadarki en en en iyisi Apayrı ile girdiği yolda "yenilikçi" olması ve bu imajla bir kitleyi peşinden sürüklemesi, tarzına artık biraz daha farklı şeyler katması beklentisini de getiriyor ister istemez. Hipnoz'un biraz soğuk bir albüm olarak hafızalara kazındığını kendisi de söylemişti bir röportajında. Bu kez dinleyiciye biraz daha yaklaşmış gözüküyor. Şarkılara gelince, Ok Yay'a bayıldığımı söyleyebilirim, mutlaka dikkat çekecektir. Son albümde Mor ve Ötesi'nden şarkı sözü alan Hande Yener, bu defa Siz adlı şarkısı için Aylin Aslım'ın kapısını çalmış. Fena da olmamış hani, beğendim. Arsız şarkısında ise Teoman'ın sesini fazla yüksek buldum, ne gerek vardı? Albümün sonunda En Uzun Gece diye bir şarkı var ki, o da bu albümün sayılı iyilerinden biri.

Hande Yener ve stilisti-ekürisi Kemal Doğulu dışında popüler-elektronik sahalara inenlerin sayısı da
yavaştan artıyor gibi sanki. Geçen yıl kendisinden beklenmeyecek bir performansla son derece güzel albümüyle şaşırtan Ayşe Hatun Önal'dan sonra bu kez eski popçulardan Mine de, yaklaşık 15 yıllık suskunluğunu EMI etiketiyle çıkardığı "Benim Günüm" adlı bir albümle bozdu. 5 şarkılık bu elektro-pop albüm en değerli köşeme yerleşti bile. Ajlan-Mine imgesinin bir hatrı olmalı ne de olsa. Ayrıca ve öte yandan çok da iyi bir sanatçı, Mine. Yeni tarzıyla aradan geçen yılları kolay unutturacağa benziyor, benden söylemesi.



Ossi Müzik etiketli 3 "En İyileriyle" albümünü almış olmalısınız. 'Eski Sevgili' ve 'Unutulur' gibi şarkılarıyla beni hep mest etmiş Banu, 'Kafadar' ve 'Çingene' gibi hitleriyle hatırlanan Lale Belkıs ve Türk pop tarihimizin ilk "proje" grubu sayılan Cici Kızlar'ın kısa geçmişini takiben
solo kariyeriyle 80'lere dek kulağımızda olan Bilgen Bengü. 3 albüm de evladiyelik gerçekten..

Başka neler mi dinleniyor şu aralar? Murat Dalkılıç'tan 'Kasaba', Teoman'dan 'Çoban Yıldızı',
Gökçe'den '5 Kuruş', gözlemlediğim kadarıyla. Dahası yok mu? Var tabii de, yetişmek ne mümkün her birine. Gün geçmiyor ki kulağımıza yeni bir şarkı çalınmasın. Ama asıl sorun şu ki, hangi birini aklımızda tutabiliyoruz ki
artık? Yaşlanıyoruz heyhat, ve lakin şarkılar nesil atlıyor. Başka açıklaması var mı?
Nesiller devam eder ama Türk popu her daim genç kalmalı oysa. Kuralı bozmayalım ve biz de genç kalalım o halde:
Anne bu çalan ne?

Olcay Tanberken

28 Temmuz 2007 Cumartesi

50. sanat yılında Erkin Koray

(27.07.2007/Turk.Net)

Barış Manço, Cem Karaca, Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Nilüfer, Tanju Okan…Her biri dev, her biri şarkıları, yorumları ve duruşlarıyla hafızalarımıza kazınmış, ayrı ayrı kalplerimize girmiş isimler bunlar. İçlerinde bir tanesi var ki, müzik tarihimizin en avangard, en revolüsyonel, en devrimci sanatçılarından biri: Erkin Koray. 60’ların başında yayınlanan ilk 45liği “Bir Eylül Akşamı” ile başlayan müzik serüveninde ilk patlamasını “Kızları da Alın Askere” şarkısıyla yapan sanatçı “Fesüphanallah”, “Arapsaçı”, “Şaşkın”, “Sevince” ve “Çöpçüler” gibi şarkılarla hafızalara kazındı. Sanatçı bu yıl 50.sanat yılını kutluyor. Hem de çok özel bir konserle. Harbiye Açıkhava’da 30 Temmuz Pazartesi gerçekleşecek konserde genç kuşağın başarılı gruplarından Duman ve güçlü bayan vokallerinden Özlem Tekin de Erkin Koray’ın bu çok özel gecesinde onunla birlikte sahne alacak.

Most Production’ın bu yıl 18. düzenlenecek Açıkhava Konserleri’nde başka kimler yok ki…Bu akşam Sezen Aksu’yla açılacak olan konserler, Yalın, Erkin Koray, Candan Erçetin, Nilüfer ve Cesaria Evora ile devam edecek.

“Erkin Koray Özel Hafta Sonu”

Rock müziğinin efsanesi Erkin Koray ile, 50. sanat yılını kutlayacağı 30 Temmuz 2007 Açıkhava Konseri’nden önce JoyTurk’te çok özel bir sohbet gerçekleştirdik. Koray, dünden bugune müzik kariyerini JoyTurk dinleyicileri icin aktardi…Bu sohbeti, 27-29 Temmuz arasında yayınlanacak Erkin Koray Özel Haftasonu kuşağı ile günün belli saatlerinde dinleyebileceksiniz.


Turhan Yükseler Tamba Tumba’da…

Tamba Tumba’nın bu haftaki canlı yayın konuğu, son enstrumental albumuyle dikkat çeken ünlü orkestra şefi ve aranjör: Turhan Yükseler… Bu çok özel sohbet ve Turhan Yükseler’den EUROASIA albümü kazanma şansı için 29 Temmuz Pazar akşamı JOYTURK’te Tamba Tumba’da buluşalım!

Olcay Tanberken

13 Temmuz 2007 Cuma

İyi ki doğdun Sezen!

(12.07.2007/Turk.Net)

Doğum günlerimde hep bir yerlere kaçmak, herkesten ve her şeyden uzakta kalmak ister ama bunu bir türlü hayata geçiremem. Gelir yine bulurlar beni. Doğum günleri özeldir, anneler gününden, babalar gününden, sevgililer gününden, hatta her bir günden daha önemlidir, çünkü kişiye özeldir.

Bu Cuma ise çoğumuz için çok özel birisinin doğum günü. Yıllarca dizeleriyle, notalarıyla, yüreğinden akan tüm sevgisiyle satırları tüm ülkeye, o ülkenin ayrı ayrı her bir bireyinin kalplerine dökülmüş birisinin, Sezen Aksu’nun doğum günü. “Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler” dedi içimiz titredi, “yalnızlık sevgili gibi boylu boyunca uzanıyorsa koynuna” dedi gözyaşlarımızı tutamadık, “Şarkı söylemek lazım” dedi avazımız çıktığı kadar Sezen şarkıları söyledik, söylüyoruz yıllardır.

13 Temmuz Cuma Sezen Aksu’nun doğumgünü. İyi ki doğmuş, iyi ki bu topraklarda doğmuş… Sezen’siz bir Türk popu düşünülebilir miydi? Ben düşünemiyorum…

Joyturk, Cuma gününden Pazartesi’nin ilk saatlerine kadar “Sezen Aksu Özel Haftasonu” adıyla bir kuşak yayınlıyor. Sanatçının en sevilen şarkıları, tüm klasikleri, sizin istekleriniz, kendi sesinizden Sezen Aksu’ya doğumgünü mesajlarınız ve başka sürprizlerle haftasonu Joyturk’ten ayrılmamanızı öneriyorum. Pazar akşamı da saat 21'de Tamba Tumba’da “Sezen Aksu Özel” bölümüyle karşınızda olacağım...

Bu arada Sezen demişken sanatçıyla ilgili güncel bir kaç habere de değinmeden olmaz. Kariyerinde 2 sinema filmi de bulunan Minik Serçe bu kez de şarkılarıyla başrolde olacağı bir filme imza atıyormuş. Filmde Binbir Gece'den Halit Ergenç ve Tayfun Flordun'un da rol alacağı söyleniyor. Bir yapı firmasının İzmir’de gerçekleştireceği yatırım projesinin tanıtımı 3 Ağustos Cuma gecesi Çeşme Alaçatı Sea Side’da düzenleyeceği gala gecesinde yapılacakmış ve gecede Sezen Aksu, Fransızların dünyaca ünlü şarkıcısı Emma Shapplin ve Dj Mercan Dede sahne alacakmış. Aksu ve Shapplin gecede ‘Beyaz Giyme Söz Olur’ ile ‘Kardelen’ şarkılarını da birlikte seslendirecekler. Ve 27 ve 28 Temmuz'da Harbiye Açıkhava'daki konseri öncekilerden çok farklı olacakmış ve Minik Serçe, ilk kez seslendireceği yerli-yabancı hit şarkıları da yorumlayacakmış. Harika bir konser olacağa benziyor, benden söylemesi:)

İşte haftanın sizler için seçtiğim mini listesi:

1- Ağla Kalbim (Yeliz)
2- Kibir (Hande Yener)
3- Ekilmekteyim (Nazan Öncel)
4- Hayalimdeki Resim (Kıraç)
5- Kapış Kapış (Emre Altuğ)

Olcay Tanberken

4 Temmuz 2007 Çarşamba

Gloria Gaynor konseri neden faciaydı?

(03-07-2007 / Turk.Net)

Dünya starları özellikle bu yıl İstanbul’u mesken tuttu tutmasına ama aynı İstanbul keşke müzikseverlerin bu isimlere olan ilgisi ve sevgisine layık olabilecek organizasyonları da yapabilecek kapasitede olabilseydi. Aylardır beklenen Gloria Gaynor konseri geçeli epey oluyor ama yankıları hala sürüyor. Konseri izleyen biri olarak şahsen çok memnun kaldığımı soyleyemeyeceğim gibi bu konuda yalnız olmadığımı da belirtmek zorundayım. Zira son 1-2 güne kadar Parkorman'da gerçekleşeceği duyurulan konser ani bir değişiklikle Gloria Gaynor'la alay edercesine Beşiktaş'ta Bahçesehir Üniversitesi'nin otoparktan bozma etkinlik alanına taşınınca haliyle balık da baştan koktu. Ses düzeninden seyirci koltuklarinda yasanan sira numarasi rezaletine ve bunlarin uzerine aylardir beklenen duetin sadece 1 şarkıyla (ki aslında Süperstar’ın bir türlü şarkıya girmemesi yüzünden yarım da diyebiliriz) sınırlı kalmasına kadar neresinden tutsanız dökülen bir konserdi bu. En kötüsü ise alandan çıkış yolunun sahne önü olmasıydı çünkü konserin ortasında Ajda sahneden ayrılır ayrılmaz Gloria'nin gözleri önünde ayıp ya da görgü nedir bilmeden konseri terkeden ve muhtemelen ödedikleri konser parasını çerez niyetine harcayacak kadar kolay para kazanan izleyici takımı görülmeye değerdi. Tabii bunu organizasyonu protesto etmek için de yapmış olabilirler, günahlarını almayalım. Ama şu bir gerçek ki, hem izleyicilerin hem de Ajda’nın kendisinin bu ‘amatör’ organizasyondan hiç mi hiç hoşnut kalmadığı belliydi. Gloria Gaynor ve ekibine gelirsek, çok sade ve çok profesyoneldiler. Sonradan medyaya yansıdı ki, konserin 1.5 saat geç başlamasının sebebi ekibin Londra uçağının ekstra güvenlik tedbirleri nedeniyle rötar yapmasıymış. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, Ajda (suratından her türlü olumsuzlukla sahneye çıktığı çok belli olsa da) ışıltısıyla göz kamaştırıyordu. Yine de ne olursa olsun, ne bu 2 dev star otoparkta ağırlanmayı, ne de izleyiciler yazlık sinemalardan kalma bir manzaranın figüranlarıymış gibi davranılmayı haketmiyordu. Bu tuhaf konserden geriye sadece “Bambaşka Biri” ve “I will Survive”in 2 dilde versiyonunun sahipleri tarafindan aynı sahnede söylenmesi güzelliği kaldı:)

İşte haftanın sizler için seçtiğim 5 şarkısı:
1-Kibir (Hande Yener)
2-Tatil (Demet Akalın)
3-Sensiz İstanbul'a düşmanım (Gripin)
4-İndir (Mustafa Sandal)
5-Dokun Bana (Ajda Pekkan)

***
60'lardan günümüze tüm zamanların en iyileri, daha önce duymadıklarınız ve canlı yayın konuklarıyla Tamba Tumba, her Pazar 21'de Joy Türk'te!

Olcay Tanberken


16 Haziran 2007 Cumartesi

Hande Yener: Nasıl Delirdim?

15-06-2007 / Turk.Net

Önce "Apayrı", daha sonra da "Hande Maxi" ile hayran kitlesini gözle görülür biçimde artıran ve bu yılın başlarında aldığı 2006’nın en başarılı albümü ve kadın sanatçısı gibi ödüllerini önümüzdeki yıl da alacak gibi görünen Hande Yener'in son albümü müthiş. Öyle ki, 12 şarkı ve bir de remix içeren albümde şarkı sözlerinden düzenlemelere, kartonete gösterilen özenden Hande Yener’in artık iyice belirginleşen yeni duruşuna kadar her şeyiyle dört dörtlük bir çalışma bu. Zirvedeki yerini her gün biraz daha sağlamlaştıran bir sanatçının ince eleyip sık dokunduğu her halinden belli olan bu çalışması, birbirinin kopyası onlarca albümün içinde hak ettiği değeri piyasaya çıktığı ilk günden itibaren görmeye başladı. Türk popunun sadece göbek havasından, darbukadan ya da vur patlasın çal oynasından ibaret olmadığını kanıtlayan, işin içine duyguları ve duruşları da katan, "Türkçe dans" müziğini ortaya koydu ve başardı. Ayakta alkışlamaktan başka kaçarımız yok.

Sezen Aksu’nun tam da ondan bekleneni karşılar nitelikteki "yorumcusuna göre şarkı hedayesi"ne cuk oturan "Kibir", albüme çok yakışan bir "ilk parça" olmuş. Aslında çıkış parçası olarak (benim de çok sevdiğim) "Romeo" olsun düşünülüyormuş ancak albüme eklenen bu Sezen sürpriziyle Kibir ya da diğer adıyla "Yanmam Lazım", aynı zamanda albümün de ilk video klibi olmuş. Albümdeki iki cover da çok eğlenceli: Seyyal Taner’in efsane "Naciye"si (beste: Olcayto Ahmet Tuğsuz) ve Anita Baker’ın 80’lere damgasını vuran "Rapture of love"a yazılan Türkçe sözlerle: "Seni Sevi… yorumlar yok". Hangi birini saysak ki? Mete Özgencil’in "Sen Anla"sı, "Paranoya", "Kötülük" ya da "Gerçek bir tanedir aslında / Ve herkes bilir aslında gerçeği / Ama senden yana olmayınca denersin değiştirmeyi" diye uzayıp giden müthiş sözleriyle bir başka Sezen şarkısı daha: "Yalan Olmasın". Sadece albümün değil, pop müzik tarihimizin de en başarılı şarkılarından olmaya aday. Evet, bu albüm bile dünya müzik normlarının gerisinde olabilir, ama kimse kusura bakmasın da, piyasamızda dünya standartlarına en yakın albüm şu anda bu albüm değil de hangisidir?

"Eller havaya" modundan kısa sürede ayrılmayı kafasına koyan Hande Yener her ne kadar artık ilk albümlerinden tümüyle ayrı bir formata büründüyse de bu haliyle bile "Beyaz Türkler"in gönlüne kolay kolay girebilecek midir bilinmez (ki onlar aslında Türkçe pop da dinlemezler, o halde neden her şeye burunlarını sokma ihtiyacı hissederler, bu da ayrı bir yazı konusudur), ancak şu bir gerçek ki Türk popunda yenilikçi ve öncü başkaldırısıyla artık zirveye yerleşmiştir ve böyle giderse her albümünde yerini biraz daha sağlamlaştıracaktır.

Olcay Tanberken