2 Ağustos 2009 Pazar

Dur Bakalım orda!

(01.08.2009/Turk.Net)

2009 yazının pek hareketli geçtiğini söyleyemeyiz. Tabii müzik piyasası anlamında konuşuyorum. Birkaç albüm var adından söz ettiren ama bu yaza damgasını vuran bir albümü de telaffuz edemiyor henüz hiç kimse. Bakalım son günlerde neler dinleniyor, neler konuşuluyor..

Mustafa Sandal'ın "Karizma"sı beklentilerin biraz altında kalsa da, uzun vadede Sandal'ın kariyerinde söz ettirecek bir çalışma olmuş bana kalırsa. Hafiften 90'lar esintisi hissetmemek elde değil. Demo, Ateş Et ve Unut, Deli Yangın, Var mısın Yok musun gibi şarkılar birçoklarının şimdiden favorisi olmuş durumda.

Powerturk'ün Nilüfer'e yaptığı saygısızlık, rakip kanalın işine gelmiş olacak ki Türk popunun bu değerli sesi Kral Tv tarafından bir tür sahiplenme yaşadı diyebiliriz. Yeni albümü Hayal ile Kral'ın müzik listelerinde haftalarca 1 numarada kalmayı başardı, Nilüfer. Powerturk'ünkine benzer bir saygısızlığa da yakın zamanda şahit olmuştuk aslında. MTV Türkiye yayına başladığında Ajda Pekkan'ın kliplerini yayınlamayacağını duyurmuştu ve neden olarak da hedef kitlesini göstermişti. Tabii yaptıkları saçmalığı anlayınca da mecburen geri adım atmışlardı. Nilüfer olayında da aynısı olacaktır muhakkak. Ki kanalın "şarkıları bilgisayar seçiyor bizim bir suçumuz yok" açıklaması da bir hayli komikti doğrusu, şarkı sıralarını seçen bilgisayar olabilir ama onları sıralaması için o listeye koyan da mı makineler? Albüme gelirsek belki bir önceki albümü "Karar Verdim" kadar iddialı ve cesur bir çıkış diyemeyiz, ancak Nilüfer'in kariyerine oldukça yakışan hoş ve dingin bir albüm gerçekten. Son zamanlarda adından sıkça söz ettiren Sinan Akçıl dahil olmak üzere birçok isimle çalışan Nilüfer bu albümde özellikle slowlarıyla hatırlanacak. "Bir bilseydin"in ardından çektiği 2. video klibi "Yaramaz" dışında slowlardan "Sen ve Ben", albümdeki kişisel favorim.

Son zamanlarda duyduğum en başarılı işlerden birini dinledim geçenlerde. Sesiyle, enerjisiyle ve dramatik vokaliyle umut vaadeden Demet Tuncer'den yepyeni bir single çalışması: Dur Bakalım (Lela Lela). Ukrayna dolaylarına ait bu anonim ezgiye Müfide İnselel'in yazdığı sözlerle ilk kez düzenleme yapılmış ve müthiş enerjik, müthiş bir Balkan şarkısı çıkmış ortaya. Kaçırmayın derim ben!

Göksel'in nostaljik şarkılar söylediği son albümü epey bir tuttu gibi gözlemliyorum. Özellikle sponsoru olan içecek firmasının Göksel'li reklamları albüm satışlarına da yansımış durumda. Geçen hafta Kuruçeşme Arena'da verdiği konser de bunun bir kanıtı gibiydi. Mekan hıncahınç doluydu ve gelenlerin çoğu da gençti.Zaten tarzı itibariyle nostaljik bir görünümü olan Göksel bunu şarkılarına da yansıtmayı iyi başarmış

Suzan Kardeş'in "Makyaj Odası Şarkıları"nı duymuşsunuzdur. Kardeş'in yıllarca makyözlüğünü yaptığı bir çok ismin şarkılar söylediği hoş bir çalışma olmuş. Nejat İşler'den Demet Akbağ'a, Oya Başar'dan Yılmaz Erdoğan'a, Özgü Namal'dan Meltem Cumbul'a kadar pek çok sürpriz var bu albümde. Tabii Minik Serçe de olmazsa olmazlardan, Eğreti Gelin'de yer alan aynı adlı Sezen Aksu şarkısı da bu albümde yerini almış.

Geçen haftanın en çok konuşulanlarından biri de Madonna'nın Türkiye'ye konsere geleceği haberiydi. Tarih bile belirlemişler, duy da inanma. Gel gör ki Madonna'nın resmi sitesinde bile olmayan bir tarih, bu asılsız haberin kaynağı da belli değil üstelik. Madonna Türkiye'ye gelecek mi sorunsalı Zeki Müren Bizi de görecekmi'sine benzemeye başladı yavaştan. Sahi, bu kadın artık ne zaman gelecek ülkemize yahu, nedir yani Madonna'yı getirmekten aciz mi ülkemizdeki organizatörler, nerde bu devlet, nerdesiniz sponsorlar? Bir el atın şu işe de bir dünya gözüyle görelim de içimiz rahat gidelim öbür tarafa, değil mi ama? Zaten Michael Jackson da terketti bu diyarları, keyfimiz iyice kaçtı ya.

Herkese müzik dolu günler..

Olcay Tanberken

16 Haziran 2009 Salı

Sertab'dan Bu Böyle

(15.06.2009/Turk.Net)

Şu sıralar güne Sertab'ın Bu Böyle adlı yeni şarkısıyla uyanmayı seviyorum. Soner Sarıkabadayı imzalı şarkı tam Sertab'a göre yazılmış gibi. DMC etiketiyle çıkan single'da şarkının 5 ayrı versiyonu bulunuyor. Mustafa Ceceli imzalı çıkış versiyonu dışında Alper Erinç'in Akustik versiyonu ve Murat Uncuoğlu&Emre Dündar imzalı remixine de bayıldım doğrusu. Sertab'a böyle kaliteli işler çok yakışıyor. Birkaç gün önce Amerika'da yayınlanan Painted On Water'ın da Türkiye'de yayınlanacağı haberini alınca çok sevindim, o albüm de Sertab'ın kariyerine çok yakıştı doğrusu.

Her daim Süperstar
Geçen yazımda Ajda'nın son şarkısını övmüş, gençlerin bu şarkıyı ne çok sevdiğini yazmıştım. Yanılmamışım..
Mayoyla çıktığı Açıkhava konseri günlerce gazete manşetlerine ve köşelerine sığmaz oldu. Meğer ne kadar hayranmışız Süperstar'a?! Biz hep hayrandık da hani, meğer basın da ondan böyle cesur ataklar beklemekteymiş baksanıza! Zaman herkesin tersine onun için lehine işliyor gibi sanki, bu bir gerçek. Yıllar onu hiç eskitemediği gibi, aksine yeniledi, değiştirdi ve her zaman önde olmasını asla engellemedi. Sesse ses, fizikse fizik, asaletse asalet. Yok böyle hepsinin bir arada olduğu bir örnek daha, varsa beri gelsin?! Süperstarlık böyle birşey olsa gerek. Uzun yıllar daha hep kulaklarımızda olmasını diliyorum, onun yeri herkesten farklı.



Patron Kenan


Kenan Doğulu'nun yeni albümünü aldınız mı? 3 yıl aradan sonra yayınladığı Patron adlı albümünden bu yaza en çok yakışacak şarkının Rütbeni Bileceksin olacağı çok açık. Şarkı şimdiden radyo ve kulüplerin en çok çalınanlarından biri oldu. Keşke bu şarkıyı 2 yıl önceki Eurovision döneminde hazırlasaydı, o ucuz şarkı yerine hiç değilse böyle Kenan'ın kalitesine yakışır bir şarkıyla çıkmalıydı o sahneye. Neyse, albüme dönersek, Söylerdim, Beyaz Yalan, Kıskanıyorum ve En Kıymetlim şarkılarını sevdim. Ama albümün bir önceki albüm kadar hit şarkı çıkaramayacağını düşünüyorum nedense. Sanırım bir sonraki albümde tarzını biraz daha farklılaştırsa iyi olacak gibi.



Müzik:Selmi Andak
Geçen gün müzikmarketlerde gözüme çarpan albümlerden biri de Ossi Müzik etiketiyle yayınlanan Müzik: Selmi Andak idi. Türk pop tarihinin en başarılı ve özgün bestecilerinden Selmi Andak'ın 2 şarkısına özellikle taparım: Ve Ben Yalnız ve Yeniden. Her 2'sinin de yeraldığı bu albümde başka neler yok ki? Geleneksel motiflerle popu ustaca birleştiren ve zamanında da büyük ses getirmiş Asu Maralman yorumlu Bal Gibi Olur şarkısının yanısıra Çek Kayıkçı, Olmaz Olmaz Deme, Gönlüm Çok Zengin, Geli Geliver ve Eurovision Türkiye finallerinden 2 şarkı; Gramofon ve Bir Sevgi Yeter de bu arşivlik albümde atlanmaması gerekenlerden. Ersan Erdura'nın Acılar Sürekli Olamaz'ına da ayrıca dikkat. 2 ayrı cd'den oluşan albümü kaçırmamanızı diliyorum.

Rock dünyasından!
Son zamanlarda dinleyip sevdiğim 2 güzel rock albümü var. İkisi de müzik dünyamıza yeni adım atan dinamik genç gruplar. Önce HAYDUT grubundan bahsetmek istiyorum. Çıkış videoları Kendin Ol Yeter ile dikkatleri üzerine çeken grup Volkan Akmehmet, İnanç Şanver, Özcan Karanfil, Sancak Şahin'den oluşuyor. Uzun yıllar Taksim'de birçok mekanda sahne alan ve enerjik sahne performanslarıyla tanınan grup Olsun Varsın adını verdikleri ilk albümleriyle rock severlere merhaba dedi. Şimdilerde Uçuyorum Kaçıyorum adlı şarkılarına (ki albümün en en sıkı parçalarının başında geliyor kanımca) klip çekmeye hazırlanan grubun şimdiden sağlam bir kitlesi oluşmaya başladı bile, şiddetle tavsiye ediyorum. Myspace'te birkaç şarkılarına kulak verebilirsiniz: http://www.myspace.com/birgruphaydut



Bahsetmek istediğim bir diğer grup ise BATI YAKASI. Korhan Çelik, Ergün Yıldız, Can Bezgen ve Altuğ Şenkal'dan oluşan bu rock grubu Çanakkale'de doğmuş ve 2008 yılında Rock’n Dark Express Rock Müzik Yarışması’nda Türkiye birincisi olunca yarışma ödülü olan albüm çalışmaları başlamış. Prodüktörlüğünü Cem Özkan'ın üstlendiği ve PMD Yapım etiketiyle yayınlanan Batı Yakası adlı ilk albümlerinin çıkış parçası 4 Gün Önce adını taşıyor. Albümde ayrıca grubun arkadaşları Ali Erdem Şimşir ile birlikte Çanakkale Zaferi’ne ithafen yazdığı bir şarkı da var: Son Nefes.

Bu 2 grubun da adlarını önümüzdeki yıllarda daha çok duyacağımıza eminim, zira Türk rock müzik dünyasında sağlam bir kitle yakalayacakları muhakkak.

Herkese müzik dolu günler!

Olcay Tanberken

26 Mayıs 2009 Salı

"Çerçeve değil, resim arıyorum"

(25.05.2009/Turk.Net)

Eurovision bitti, tartışmalar sürüyor. Türkiye 4. oldu, ama Türk halkı sonuçtan memnun değil. Memnun da, değil. Keşke birinci olsaymış, o bunu hakediyormuş. Muş da muş. Kimse kusura bakmasın, bence hakettiğinden de fazla aldı. Neden mi? Hani şu komşu oyları, ülke dayanışmalarından şikayet ediyor ya herkes, bu oylama sisteminden en çok yararlananlardan birinin de Türkiye olduğu neden dile getirilmiyor, kuzum? Siz kalkıp zaten denenmiş bir formül-şarkı ile yarışmaya katılıyor, tümüyle batı kültürü almış ve batı alt yapılı şarkılarıyla sevdiğimiz-bağrımıza bastığımız bir şarkıcı kıyafetiyle ve sahne şovuyla "oryantal" kalıplarla o sahneye çıkıyor, o kadar sıkı rakibi sırf yurtdışında yaşayan gurbetçi vatandaşları olmadıkları için geride bırakıyor ve "birincilik hakkımızdı" diyorsunuz. Üzgünüm ama bu hem Norveç'in aylar öncesinden birinci olacağı bariz olan güzeller güzeli şarkısına da, ilk 5'teki diğer şarkılara da haksızlık oluyor. Hepsi çok iyiydi. Hadise'ye gelirsek, belki vokal konusunda zayıflıkları vardı ama sahnede fena değildi. Ancak ne ekibi ne de şovu birinci olmak için yeterli değildi. Şarkıya haksızlık yapamayız, gümbür gümbür bir şarkıydı, açıklandığından beri de Türk halkı şarkıyı resmen sahiplendi. Ancak ne yazık ki şarkının alt yapısına yılbaşından beri yatırım adına hiçbirşey yapılmamıştı. Beklerdim ki şarkı Sertab'ın yaptığı gibi yurtdışında en iyi ellerden geçirilsin, remixlensin ve öyle çıksın o sahneye. Dolu dolu bir şov olsun, Hadise yeri göğü inletsin. Ama hiçbiri olmadı. Üstelik yılbaşı koreografisinden de kötü bir koreografi ile, karmakarışık bir sahne ile çıkıldı. Sonuç da kaçınılmaz oldu, üstelik ilk 5'te yeralabildi. Bu bence büyük bir başarıdır. Herşeyi geçtim de, Hadise'nin birinci olan Norveç'e laf atıp "çocuk sevimliliğiyle oy topladı diyorlar, biz de seneye tatlı çocuk gönderelim o zaman" açıklaması, ne talihsiz açıklamaydı öyle? Basında okudum geçenlerde, Hadise'nin Eurovision öncesinde konser başına aldığı ücreti yarışma ile birlikte ikiye üçe katlanmış. Hadise mutlu olmasın da, kim olsun? Bakalım bu sene kimi gönderecek TRT? Artık çıtayı öyle yükseltti ki, rock grupları ya da orta sınıf bir popçu kesmez bizim halkı. İlle de "popüler" olacak, ille de "çok konuşulacak" biri olacak ya, bakın görürsünüz, Hande Yener ya da Murat Boz diyorum ben. Bekleyip göreceğiz artık. TRT kimi seçerse seçsin, Ajda'nın şarkısında da söylediği gibi "Ne yazık ki çerçeve değil, resim arıyorum" ben! Zorlama kalıplardan, bildik formüllerden kurtulalım lütfen artık.

Çalıntı mı, değil mi?
Kuşkusuz geçen haftaya damgasını vuran olay Yalın'ın yeni albümünden "Bit Pazarı" şarkısına olan "çalıntı" iddiasıydı. Eurovision birincisi "Fairytale"e benzediği iddia edilen şarkıda doğrudan bir benzerlik göremedim şahsen, ancak girişteki keman melodileri insanlarda ister istemez de bir kuşku yaratmış, düşünsenize, Eurovision bitiyor, birinci belli. Pat, pazartesi geliyor ve Yalın'ın albümü müzikmarketlerde. Kötü bir tesadüf söz konusu elbette, yoksa tümüyle özgün besteleriyle tanıyıp sevdiğimiz Yalın'ın böyle bir hırsızlıkla uzaktan yakından alakası olamaz. Bu işten Yalın'ın zarar görmeyeceğine eminim ama bütün bu olanlardan sonra aranjörü epey bir laf işitmiş olmalı..


"Ne yazık ki çerçeve değil, resim arıyorum. Bu sefer ki zorlama değil, seni seviyorum"
Ajda yine yaptı yapacağını..2009'un yaz bombası olarak duyurulan "Resim" single'ı ile ortalığı yine yıkıp geçeceğe benziyor. Hayranları biraz dertli şu sıralar, Süperstar Serdar Ortaç bestesi nasıl okur diye dövünüyorlar. Ancak göz ardı edilen bir gerçek var, o da Ortaç'ın hem piyasayı hem de Türk müzikseverleri çok iyi tanıyan bir müzisyen olması ve neslin de değişmesi. Artık Ajda'nın eski şarkılarını bilen-dinleyen bir nesil yok karşımızda, herşeyi hızla tüketen çok çok genç bir jenerasyon var ve müzik dünyası da sürekli değişen bir hız döngüsünde ilerliyor. Hal böyle olunca yıllarını müziğe ve sanata vermiş Ajda Pekkan gibi Türk popunun en iyi şarkıcısının da kalitesini yeni nesille buluşturması kaçınılmaz oluyor. Açıkçası ben Resim şarkısını çok sevdim, eminim bir başkası okusaydı bu kadar yakışmazdı ve bazı diğer Serdar Ortaç besteleri gibi "bir diğerinin aynısı" yakıştırmasıyla karşı karşıya kalacaktı. Oysa Ajda Pekkan hem şarkıyı çok iyi yorumlamış, hem de galiba gerçekten onun söylemesi için yazılmış bir şarkı gibi. Bu yaz bu şarkıyı her yerde duyacağımızı düşünüyorum şahsen, tam yaz şarkısı.

Herkese müzik dolu günler!

Olcay Tanberken

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Eurovision'da 'Hadise' çıkacak mı?

(10.05.2009/Turk.Net)

Bir Mayıs daha geldi çattı.

Müzik-magazin dünyamız kendi halinde yoluna devam ediyor. Kral Tv Müzik Ödülleri töreninde Serdar Ortaç'ın başına gelenler, Hande Yener'in müzik yapımcılarına Kasap yakıştırması ve akabinde aldığı eleştiriler, ya da Sezen Aksu'nun kriz beni daha da ateşledi açıklamasıyla her zamankinden daha fazla yazdığı yeni şarkıları..Değişen birşey yok yani, anlayacağınız.

Son günlerin benim için en heyecan verici etkinliklerinden biri, Sibel Tüzün'ün başrolünde oynadığı müzikal idi. Profilo AVM'de gerçekleşen gala gecesi Tüzün, sahnede gerçek bir müzikal yıldızıydı ve büyük alkış aldı. Enis Fosforoğlu Tiyatrosu tarafından hazırlanan ‘Seni Seviyorum, Mükemmelsin, Şimdi Değiş’ adlı müzikal, orijinalinden Türkçeye ilk kez uyarlanmış ve sözlerini Zeynep Talu'nun yazdığı şarkılarla da desteklenmiş. Sibel Tüzün, Murat Evgin, Seren Fosforoğlu, Barbaros Büyükakkan ve Başay Okay'dan kurulu bir kadroya sahip olan müzikali 15 Mayıs Cuma akşamı Profilo'da izleyebilirsiniz. Sibel Tüzün'ün bu müzikalde nasıl devleştiğini ve oyunculuk yeteneğini farkedeceksiniz..

Mayıs ayı malumunuz, Eurovision ayı. Yılbaşında açıkladığı şarkısıyla gündemden düşmeyen Hadise,12 Mayıs'ta yarı finalde, bu finalden geçer not alırsa 16 Mayıs'ta büyük finalde sahne alacak. Köşe yazılarında ve gazete manşetlerinde bu hafta bol bol Eurovision sözcüğünü okumanız büyük olası. Hadise kendinden beklenen büyük başarıyı yakalayabilecek mi, giyeceği kıyafet nasıl birşey, şovu nasıl olacak, vs. Her zamanki gibi rakiplerinden bahseden, diğer ülkelerin şansını değerlendirecek olan ya da Eurovision'a bilimsel, rakamsal, gerçekçi yaklaşacak fazla kimse olmayacaktır maalesef.

Hadise'nin şansına biraz göz atalım dilerseniz.

Herşeyden önce kalkıştığı iş, zor bir iş. Ne de olsa oryantal soslu pop şarkısıyla bir birinciliği zaten var, Türkiye'nin. Sertab bunun alasını yapmıştı zamanında. Peki Hadise'nin farkı ne?



Farkı, sahnesi ve gençliği, belki? İngilizce'ye olan hakimiyeti, sahne şovu ve ekran sempatikliği. Özellikle Türk kamuoyunun onu sevmesinde, sıcaklığı ve samimiyetinin büyük payı var. Şarkıyla ilgili kişisel kanaatim ise farklı ya da orijinal bulmadığım. Düm Tek Tek, tipik bir Türkçe pop hiti. Ama birincilik için bence daha fazlası olabilirdi. TRT'ye 3 şarkı hazırlayan Hadise'nin asıl gönlünün Supernatural Love adlı şarkı olduğu, kulislerde çok konuşulmuştu. Hadise'nin bu haftalarda çıkaracağı duyurulan Fast Life adlı yeni albümünde yer alacağı söylenen şarkı tümüyle batılı formuyla yeni bir Stir Me Up etkisi yaratabilirmiş deniyor.

Düm Tek Tek'e dönersek, rakipleri de en az onun kadar iddialı aslında. Fransa'yı temsil eden Patricia Kaas, provalarda sergilediği sade sahnesi ve kusursuz performansıyla herkesin gönlünü fethetmeyi başarmış. Komşu ülke Yunanistan, daha önce de Eurovision'a katılan ve 3. olan Sakis Rouvas ile katılıyor bu sene. Anket ve bahislerde ise Norveç açık ara önde gidiyor. Alexandar Rybak adlı genç şarkıcı, Fairytale adlı şarkısıyla aylar öncesinden yarışmanın banko birincisi haline bile gelmiş. Açıkçası ben de çok başarılı buldum, o gece izlerseniz eminim siz de hak vereceksiniz.

Hadise bu yarışa kuşkusuz çok iyi hazırlandı. Şarkıyı Türkiye çok sevdi. Promo turu çok kapsamlı oldu ve epey bir ülke gezdi. Ama sürecin eleştirilecek yanları da olmadı değil. Örneğin Finlandiya, İsveç ve Azerbaycan gibi birçok ülkeye olan promo turları daha önceden planlanmasına ve duyurulmasına rağmen maalesef gerçekleşmedi, ve bu ülkelerdeki Hadise fanları çok tepkili. Yurtiçinde basınla olan ilişkilerde de bir kopukluk söz konusu oldu ve Hadise, bazı gazetecilerin eleştiri oklarına hedef oldu. Video klip beğenildi beğenilmedi hadisesi önemli bir engel oldu. Gerçekten beğenilmedi mi, yoksa çok açık mı bulundu, bu konuda bir açıklama yok. Yeni çekileceği söylenen klip de hala ortada yok. Ve sahne şovu. İlk provalar yarışmayı yerinde izleyen fanları da pek tatmin etmişe benzemiyor. Tango ile oryantal bir şarkının ne alakası var diyenler olduğu gibi, sahne şovunu fazla heyecan verici olmadığını ve koreografinin fazla tatmin edici olmadığını düşünenler var. Ve son olarak da, Hadise'nin finale sayılı günler kala hastalandığı ve ciddi bir rahatsızlığı olduğu haberinin basına bizzat açıklanması, kamuoyundan da önce TRT'nin tepkisini çekti. Bakalım tüm bunlar Hadise'nin performansını nasıl etkileyecek?

Kalbimiz 12 ve 16 Mayıs'ta Hadise ile ve Türkiye ile olacak. Yurtdışındaysanız, telefon ile oy vermeyi unutmayın. Zira bu yılın bir diğer zorluğu da oylamada %50 jüri sisteminin de olması. Ben herşeye rağmen Türkiye'nin ilk 5'te yer alabileceğini düşünüyorum.

Herkese müzik dolu günler..

Olcay Tanberken

21 Nisan 2009 Salı

Anne Bu Çalan Ne?

(20.04.2009/Turk.Net)

Her yerde müzik.
Sadece müzik!
Müzik müzik müzik..

Hayatımıza fon oluşturan bütün ezgiler kafamızda çınlıyor çoğu zaman. Yağmurlu ya da güneşli, karamsar ya da mutlu farketmez. Havamız, havanız nasıl olursa olsun, her şarkının, her bir notanın ayrı değeri var, değil mi ama?

Şu aralar "Nil Kıyısında" ile "Aşk'ın Halleri"ni düşürmüyorum kulağımdan. Nil Karaibrahimgil de,
Zuhal Olcay da yılın kuşkusuz en dikkat çekici albümlerine imza atmışlar. Müziğe gerçekten
aşık her 2 kadın da, her albümde beni bir kez daha hayran bırakıyor kendilerine.



Bir arkadaşım Yasemin Mori'nin albümünü hediye etti, "beğenirsin sen, çok güzel" diye ekleyerek.
Çok kişiden "2008'in en iyisi" diye duymuştum bu arşivime katmayı hep ertelediğim "Hayvanlar" adlı albümü. En iyisi mi bilemiyorum, ama gerçekten
takdirlik, özgün bir çalışma olmuş. Sesi çok etkileyici bir kere. Başka bir zaman bilahare değineceğim bu kıza.

Hande Yener şu sıralar yeni albümü Hayrola ile müzik-magazin basınını epey bir meşgul ediyor.
Albümle aynı adlı parçayı çıkış parçası olarak seçmesine -ne yalan söyleyeyim- pek anlam veremedim.
Nasıl Delirdim ve Hipnoz'dan sonra biraz daha farklı birşeyler bekliyordum, bekliyorduk sanki.
Kariyerinin bence şimdiye kadarki en en en iyisi Apayrı ile girdiği yolda "yenilikçi" olması ve bu imajla bir kitleyi peşinden sürüklemesi, tarzına artık biraz daha farklı şeyler katması beklentisini de getiriyor ister istemez. Hipnoz'un biraz soğuk bir albüm olarak hafızalara kazındığını kendisi de söylemişti bir röportajında. Bu kez dinleyiciye biraz daha yaklaşmış gözüküyor. Şarkılara gelince, Ok Yay'a bayıldığımı söyleyebilirim, mutlaka dikkat çekecektir. Son albümde Mor ve Ötesi'nden şarkı sözü alan Hande Yener, bu defa Siz adlı şarkısı için Aylin Aslım'ın kapısını çalmış. Fena da olmamış hani, beğendim. Arsız şarkısında ise Teoman'ın sesini fazla yüksek buldum, ne gerek vardı? Albümün sonunda En Uzun Gece diye bir şarkı var ki, o da bu albümün sayılı iyilerinden biri.

Hande Yener ve stilisti-ekürisi Kemal Doğulu dışında popüler-elektronik sahalara inenlerin sayısı da
yavaştan artıyor gibi sanki. Geçen yıl kendisinden beklenmeyecek bir performansla son derece güzel albümüyle şaşırtan Ayşe Hatun Önal'dan sonra bu kez eski popçulardan Mine de, yaklaşık 15 yıllık suskunluğunu EMI etiketiyle çıkardığı "Benim Günüm" adlı bir albümle bozdu. 5 şarkılık bu elektro-pop albüm en değerli köşeme yerleşti bile. Ajlan-Mine imgesinin bir hatrı olmalı ne de olsa. Ayrıca ve öte yandan çok da iyi bir sanatçı, Mine. Yeni tarzıyla aradan geçen yılları kolay unutturacağa benziyor, benden söylemesi.



Ossi Müzik etiketli 3 "En İyileriyle" albümünü almış olmalısınız. 'Eski Sevgili' ve 'Unutulur' gibi şarkılarıyla beni hep mest etmiş Banu, 'Kafadar' ve 'Çingene' gibi hitleriyle hatırlanan Lale Belkıs ve Türk pop tarihimizin ilk "proje" grubu sayılan Cici Kızlar'ın kısa geçmişini takiben
solo kariyeriyle 80'lere dek kulağımızda olan Bilgen Bengü. 3 albüm de evladiyelik gerçekten..

Başka neler mi dinleniyor şu aralar? Murat Dalkılıç'tan 'Kasaba', Teoman'dan 'Çoban Yıldızı',
Gökçe'den '5 Kuruş', gözlemlediğim kadarıyla. Dahası yok mu? Var tabii de, yetişmek ne mümkün her birine. Gün geçmiyor ki kulağımıza yeni bir şarkı çalınmasın. Ama asıl sorun şu ki, hangi birini aklımızda tutabiliyoruz ki
artık? Yaşlanıyoruz heyhat, ve lakin şarkılar nesil atlıyor. Başka açıklaması var mı?
Nesiller devam eder ama Türk popu her daim genç kalmalı oysa. Kuralı bozmayalım ve biz de genç kalalım o halde:
Anne bu çalan ne?

Olcay Tanberken